ÖGRENCİ İZLENİMLERİ

ogrenci-izlenimleri
Erasmus Stajı

Erasmus Stajı

Berrak Geneyikli - Erasmus Staj Öğrencisi (04 Kasım 2014)

Küçüklüğümden beri hep hayalimdir; o hep gördüğümüz fotoğraflardaki ünlü yerleri gezmek görmek, onları kendi kadrajımdan tanımlamak… Tabi bunların başında Londra Oxford Street’den alışveriş yapmak, Tower Bridge’in altından tüm solukluğuyla akan Thames Nehri’nden gün batımını izlemek ve fotoğraflamak, London Eye’a binip tüm Londra’yı kendimce Ankara ve İstanbul’la karşılaştırmak, belki güzel bir Fish ‘n’ chips yiyerek öğle öğünümü tamamlamak ve İngiltere’yi kuzey güney demeden bir bir adımlamak geliyor. Elbette ki hepsi birer hayalden öteye geçmemişti, ta ki çok değerli bir arkadaşım bana “Erasmus stajı diye bir şey varmış, bir araştıralım.” Diyene kadar. Hiç unutmam o gün Gazi Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü’ndeki tüm hocalara sormuştuk bu konu hakkında bir bilgilerinin olup olmadığını. Hepsi sabırla kendi yurtdışı deneyimlerinden bahsetmişlerdi ve bunun bizim için kaçırılmaz bir fırsat olduğunu söylemişlerdi. Tesadüfen bizden bir önceki yıl İngiltere stajı yapmış olan üst dönemde bir öğrenciyi önerdiler bize, çünkü en iyi reklam müşteridir. Tüm heyecanımızı topladık biz de, serüvenimizi en büyük ölçüde başlatacak kişiyi bulduk ve onunla konuştuk.

Çok fazla soru işaretimiz vardı ve hepsi çözümsüzdü. “Çalışacak yeri nasıl bulacağız?” “Vize işlerine İngiltere için zor diyorlar, çok mu sıkıntılı olur?” “Nerede kalacağız?” “Hangi şehre gideceğiz? Bu sorulardan en çok aklımı karıştıranlardı. Onun önerisiyle neyse ki çözüm bir mail uzağımızdaydı: INTEREX. Ilker Bey’le irtibata geçtikten sonra serüven resmen başlamış oldu ve artık gün saymaya başladık. Evvela Ilker Bey’e nasıl bir yerde çalışmak istediğimizden ve özelliklerimizden bahsettik, o da bize süreçle ilgili sırayla yapılması gerekenlerden bahsetti, her şeyi ama her şeyi sorduk ona. Hepsine sabırla cevap verdi ve stresli sürecimizde en büyük destekçimiz oldu. Mucizevi şekilde bir hafta geçmeden çalışma yerlerimiz belliydi, bir Montessori okulunda küçük çocuklarla çalışacaktık ve kabul mektuplarının imzasını bekliyorduk. Büyüğünden küçüğüne kadar ne kadar belge varsa bir iki ay içinde Ilker Bey’in direktifleriyle hepsini toparladık. Artık biletleri alabilirdik, çünkü resmen İngiltere’ye uçacaktık! Vizelerimizi almak ise aksine çok kolay oldu. Yine İlker Bey aracılığıyla Cas numaramızı çok kısa bir sürede almayı başardık ve vizemiz hemen çıktı. Artık tüm belgelerimiz, vizemiz ve biletlerimiz hazırdı. Londra’ya yavaşça alçalışımızı hatırlıyorum da ‘ne kadar düzenli bir şehir’ demiştim elimden gelse uçağın camından sarkacaktım.  London Eye, Big Ben, Thames River ve daha birçoğu artık ayaklarımın altındaydı ve ben uçaktan hepsini görebiliyordum. Yağmur bulutları izin verdiği kadar tabii ki.

Heathrow’a indiğimizde güler yüzlü karşılamayla hiç zorlanmadan Bournemouth’a çalışacağımız yere doğru yola çıktık. Ingiltere’ye ilk gittiğimde en çok ilgimi çeken şey ise şüphesiz yemyeşil, balta girmemiş ve özenle korunan ormanlar oldu. Baktıkça huzur bulduğunuz uçsuz bucaksız yemyeşil araziler ve tek tük ortalarına oturtulmuş, geleneksel büyük çatılı, şömineli evler vardı yol boyunca. Vardıktan kısa bir süre içerisinde yaklaşık iki haftada İngiliz aksanına ve çoğu bize yabancı olan kültürüne alıştık diyebilirim. Farklı şeyler deneyimlemek yeni şeyler öğrenmek yepyeni arkadaşlar edinmek çok zevk verdi bize. Özellikle bir sirkeli cipsleri var ki sormayın suratım sivilce dolmuştu günde paketlerce yemekten. Ayrıca çalıştığımız yerdeki çocuklarla oynanan oyunlar ve onların kahkahalarını ve sevgiyle sarılışlarını hiç unutmayacağım. Üç ay sonunda eve dönmeye hazırlanırken yalnızca valizime bir ton hediye doldurup nasıl sığdıracağımı kara kara düşünüyordum çünkü gere kalan her şeyi Interex halletmişti. Bizse sadece gezmiş gezmiş, gezmiş ve gezmiştik.

Pasaportumuzu çoklu giriş-çıkışlı istediğimiz için Avrupa’ya kadar açılma fırsatı da bulduk ve Paris’te unutulmaz bir hafta sonu geçirdik. Eyfel, Mona Lisa, Versay Şatosu, romantizm kokan harika bir şehir ve kruvasan aklımda en çok yer edenlerdi. Harika deneyimler sonucunda artık daha kültürlü, daha yenilikçi ve hayallerine ulaşmış mutlu bireyler olarak yurda dönüş yaptık. Döndüğümüzde anlatacağımız çok şeyimiz vardı. Kısacası tadı damağımda kaldı ve tekrar gitmek için birçok nedenim oldu. Bu nedenlere ve daha bu uzun yazıda anlatamadığım tüm mutlu anlarımı hafızama katmamda elimden sabırla tutan Interex’e teşekkürlerimi sunuyorum.